23.Ağu.2009 Afrikadaki Güneş Enerjisi Santralleri Avrupayı Aydınlatacak

Ucuz İndirimli Elektrik

Avrupa Birliği enerji kaynaklarını çeşitlendirmenin yollarını zorlarken yakın zamanda oluşturulan bir konsorsiyum Afrika çöllerinde kuracakları güneş enerjisi santralleri ile avrupanın enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayacağını duyurdu. Biz de bu haberi ülkemize birkaç açıdan ders ve örnek olması açısından yayınlamak istedik: Desertec adı verilen bu organizasyonda 20 Alman şirketi bir araya gelerek 2020 yılında Avrupanın en az %15′lik enerji talabini karşılayacak büyüklükte bir projeyi uygulamaya koyacakları haberini verdiler. Avrupa’nın en büyük ve en çevreci enerji projesi olmaya aday girişim için ön çalışmalar sürüyor.

desertec afrika çöllerinde güneş enerjili santral projesiDesertec’i oluşturan şirketler arasında Almanya’nın en büyük özel bankası olan Deutshe Bank, elektronik devi Siemens, yine Almanya’nın önemli sigorta kuruluşlarından olan Meunchener Rueck ve büyük enerji firmalarından E.on ve RWE var. 400 milyar euro’luk ( bu büyük proje Afrika çöllerinde kurulacak solar farm’lar ve Afrika ile Avrupayı deniz altından Akdenizi katederek bağlayacak olan elektrik iletim hattını içeriyor.

Verilen bilgiye göre; yapılacak anlaşmalarla enerji iletim hattının geçeceği Kuzey Afrika ülkelerine de elektrik verecek olan enerji santrali Club of Rome adındaki bağımsız bir proje grubu ile bir devlet kuruluşu olan Alman Havacılık ve Uzay Merkezi tarafından geliştirilecek. Geliştirme sürecinin önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde somutlaşması ve uygulanabilir düezeye gelmesi bekleniyor.

İçinde bulunduğumuz krizin bitiminde tekrar yükselecek enerji ihtiyacını temiz güneş enerjisi ile karşılamayı planlayan projede kullanılacak sistem bildiğimiz yüksek teknolojili fotovoltaik güneş paneller yerine güneş enerjisini “yakıt” olarak kullanan buhar jenaratörlerden oluşacak. Bu sistemde yansıtıcı aynaların güneş ışınlarını kazanlar üzerine odaklayarak elde edecekleri ısıyla suyu buhara çevirmeleri ve oluşacak buharın gücüyle de büyük enerji türbinlerinin çalışması sözkonusun olacak. 1985′ten beri ticari olarak kullanılmakta olan bu sistem sayesinde porjenin nispeten ekonomik olması düşünülmüş. Bu projenin tutmasıyla birlikte dünya çapında genişletilerek hemen her çöl bölgesi için uygulanabileceği söyleniyor. Dr. Gerhard Knies’in dediğine göre dünya yüzeyindeki çöller’in 6 saatte güneşten aldığı enerji tüm insanlığın 1 senede harcadığından fazla bir kaynak oluşturuyor. Tabii bunun ne kadarının değerlendirilebileceği önümüzdeki yıllarda belli olmaya başlayacak. Projenin başarılı olması halinde 2050 yılında 100 gigawatt’lık bir büyüklüğe ulaşılabileceği tahmin ediliyor.

guneş kollektörleriGüneş enerjili bu sistemin önemli bir avantajlarından biri üretim maaliyetlerinin hemen hemen sabit olması. Doğalgaz ve petrol gibi değişken fiyatlı kaynaklara göre çok daha öngörülebilir bir maaliyet riskleri azaltarak planlamayı kolaylaştırmakta. Bu anlamda fosil yakıtlarının enerji santrallerindeki kullanımının sonu gelmiş olacak. Benzer şekilde nukleer enerji santrallerine göre de çeşitli avantajlar içermekte. Finlandiyada yapım aşamasındaki 3 nükleer santralin 5 milya euroluk maaliyetlerine karşılık elde edilecek 1.5 gigawatt’lık kurulu güç yanında radyasyon riski ve nükleer atık sorunlarını da beraberinde getirmekte. Buna karşın güneş enerjili sistemde kötü atıklar yerine deniz suyunun tuzdan arıdırılarak yan ürün olarak çevreye verilmesi mümkün olacak. Buna karşın sistem tümüyle mükemmel değil. Gece güneş enerjisinden yararlanılmayacak olması proje mühendislerini ek önlemler bulmaya itmiş. Erimiş tuz tankları çözüm için düşünülen kaynaklardan biri. Ayrıca gerektiğinde devreye girecek doğalgaz kaynaklı türbinler de düşünülenler arasında.

Proje konusunda hem iyi hem de kötü tepkiler var. Kimi daha küçük ölçekli prjeler önerirken kimi tek bir proje olarak büyük bir meblanın riske atılması olarak görebiliyor. Gerçekleşse de gerçekleşmese de güneş enerjisi kullanımının neler vaadettiği ve gerekliliğinin ne kadar arttığını görmek mümkün. Ülkemiz Afrika kadar olmasa da Avrupadan çok daha büyük bir güneş enerjisi kaynağına sahip. Birileri tıpkı Afrika gibi bizim yerimize kaynaklarıma el koymadan harekete geçip kendi enerjimizi kimseye muhtaç olmadan üretiyor olmamız gerekli.

Proje dünyanın en büyük çevre dosyu uygulaması olmaya aday. Ancak gözden kaçırılmaması gerek küçük bir nokta da var. Çöllerini Avrupa’ya kullandıran ülkelere mutluluk ve rafah getirecek mi. Bu konuda da şüpheler var. Zira tüm kaynaklarını büyük şirketlere teslim eden bu ülkelerin projeden kazanacaklarının gideceği adres maalesef halk yerine yöneticilerle sınırlı kalabilir. Daha önceki örnekler çoğunlukla bu yönde. Umarız bu sefer farklı olur da elde edilen kaynaklardan bölge halkları da yararlanarak belli bir refah seviyesine ulaşırlar.

Bu projeye bakarken kullandığımız gözlüklerle kendi ülkemize de bakmamız lazım. Türkiye enerji kaynakları ve enerji iletim hatlarıyla taşıdığı değerlerden çok uzak bir tablo çiziyor. Yöneticilerimiz daha etkin bir iradeyle konuya sarılana kadar halk olarak bizlerin kendi enerjilerini üretmeleri ve tasarruf konusunda yapacakları önem kazanıyor. Yoksa Afrika gibi birileribizim enerji kaynaklarımızı tüketene kadar beklemeye devam edeceğiz.

Kaynak: http://www.desertec.org

Benzer Konular

  1. Üniversiteler Arası Güneş Enerjisi ve Hidrojenle Çalışan Otomobil Yarışları
  2. Geri Dönüşümlü Konut Projesi: Solar Kent
  3. Braas Çatı Sistemlerinde Solar Panel Çözümü
  4. Şekerbanktan Eko Kredi: Tasarrufa uzat elini Türkiye!

Yorum yazın.

Sayfalar

Tasarrufu paylaş, üye ol

Kategoriler